Ana içeriğe atla

Kayıtlar

yazı

yazacağım... yazmak istiyorum... biraz tarih biraz etik az biraz politik... Avcılık tarihini avcılar, savaşın tarihini kazananlar mı yazar hep? Av yok, savaş yok ama yapılan edilen zulümler, sön(dürül)en hayatlar... devam ediyor, maalesef... birileri bunu yazıyor-yazmalı; herkes okumalı; görmeli duymalı bilmeli... yazacağım... yazılmadı mı, yazılmayacak mı başka? yazılacak tabii, insanların kalplerindeki karanlıklar kazınıncaya kadar yazılacak; bir bebekten katil yaratan karanlıklar aydınlanıncaya kadar yazılacak, bıkmadan usanmadan, tekrar tekrar... yazacağım...

bakış

bir şeyler yazmak istedim, yazamıyorum; sağlıklı bir hayat sürsün, mutlu olsun hayatı boyunca... 

çuval

Bir çuvala ne sığar? Bir ülkenin insanlığımı? Bir devletin insafsızlığı mı? Bir devletin acizliği mi? Bir milletin duyarsızlığı mı? Bir insan ömrümü? bilmiyorum... bir çocuğun umutlarının sığmayacağını biliyorum yalnızca...

12.12.12

doğum günü yağmur yağıyordu, taşınırken yağmur yağıyordu, bugün amcayı uğurladık; yağmur yağdı yağacak... bekliyor amcasını sabırsızlıkla; kendine iyi bak, bekleyenin var, unutma...

yıldırım türker

her hafta yazılarını beklediğim, okudğum ve sırf yazıları var diye biriktirdiğim (ev taşırken kaşla göz arasında kağıt toplayanların definesi olan yaklaşık 150-200 sayıyı kaybettim) radikal2 den ve gazeteden ayrılmış yıldırım türker; O vicdanın, insanlığın duruşu, kulak ardı-satır arası edileni görendi. Ezgi Başaran ın değimiyle 'basının hizası' bir yazar. ne zaman, nerede okuyacaz yeni yazılarını, merakla bekliyoruz; iki okuma daha 'editoryal' nedenlerle yayınlanmayan yazısı radikal2 nin veda yazısı

Rachel Corrie - 2

Rachel ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım (17 Şubat 2006'da) . Rachel, ölümünden 9,5 yıl sonra bir kere daha öldürüldü İsrail Yargısı tarafından, hem de ailesinin açtığı 1 dolarlık temsili bir davada... mücadele ettiği onur için, onursuzca bir kere daha öldürüldü... 'niye umutlandınız ki' diye soruyor insan kendi kendine ama 'bir ihtimal' diyor insanın içinden bir ses, bir umut... Rachel'in gülüşünün karşısında, insanlık onuru karşısında hangi güç durabilir ki?

defne bebek

kemale ermek (a şapkalı) bu herhalde.. yaş ile alakası var mı bilmiyorum, olabilir belki; içgüdüseldir içgüdüsel, biraz da algıda seçicilik :) arkadaşlarımın hemen hepsinin çocuğu oldu-olacak, bebek mevsimi... yaşadığım (yaşamadığım da var) tüm zorluklara rağmen güzel bir duygu, taze bir duygu; yaşantınıza format-restart atıyorsunuz... hasıl-ı hoş geldin defne; maaile uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür dilerim, hoş geldin kuzucuk... 

masal... Çınar...

hayatımız bir masal... bize anlatılan masallara benzer, bizi anlatacak masallar... 14 şubat'ta tarihe-tarihimize bir not düştük mutlulukla, sevgiyle... hoş geldin oğlum, sefalar getirdin... Masalların Masalı Su başında durmuşuz Çınar'la ben. Suda suretimiz çıkıyor Çınar'la benim. Suyun şavkı vuruyor bize Çınar'la bana. Su başında durmuşuz Çınar'la ben, bir de kedi. Suda suretimiz çıkıyor Çınar'la ben, bir de kedinin. Suyun şavkı vuruyor bize Çınar'a, bana, bir de kediye. Su başında durmuşuz Çınar, ben, kedi, bir de güneş. Suda suretimiz çıkıyor Çınar'ın, benim, kedinin, bir de güneşin. Suyun şavkı vuruyor bize Çınar'a, bana, kediye, bir de güneşe. Su başında durmuşuz Çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz. Suda suretimiz çıkıyor Çınar'ın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün. Suyun şavkı vuruyor bize Çınar'a, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze. Su başında durmuşuz. Önce kedi gid...

yaz yaz yaz...

sevgili okuyucu, yazacağım, tamam; ben de çok istiyorum yazmayı, paylaşmayı; umarım uzun soluklu olur-nefesim yeter... ha unutmayayım diye bi de 'akıl defteri' aldım kendime, not alıp araştırıp yazacağım... bana kalırsa sosyal medya dedikleri blog'lardır, burasıdır... yazmaya zorunlu hissetmem için bir kaç konu başlığı vereyim, kendimi altlarını doldurmak için zorunlu hissederim belki diye... -'kadınlarım'a devam edeceğim; Lena Chamamyan, Souad Massi, annem... -yeni bir dizi-yazı planlıyorum, belki bir 'sanal radyo programı', rebetiko ile ilgili -biraz gündem, bilimsel bir göz, en sevmediğim ifade ile 'kristal kulenin içinden' -yemek - içmek tarifi, niye olmasın??? hürmetler

Zelal

9 kasım 2011 tarihini envarterciler Van'daki deprem ile kayda geçirecektir. Doğal. ben Zelal'in doğum tarihi olarak not düşeceğim... Maaile uzun ömürler diliyorum, melek'ler yanından eksik olmasın... hoşgeldin...

Gracias a la Vida, p.s. bu bir intihar notu degildir

Tesekkurler (aslında 'eyvallah' kelimesi de buraya yakışır) Hayat... bu sözler/sözlerle başlayan şarkı bir Şili şarkısı; Şili'li sanatçı Violeta Parra 'nın şarkısı; şarkı demek her ne kadar zor olsa da... Violeta Parra, Şili'de (Latin Amerika demek daha doğru belkide) 1950'li 1960'lı yıllarda bir müzik akımının öncülerinden bir isim; bu akım yıllar sonra Türkiye kıyılarına da ulaşır 'Yeni Türkü' (Nueva Canción) olarak... Modern enstrumanların kullanıldığı, genellikle çok sesli; sosyal konulara değinen, protest, anti-emperyalist bir müzik türüdür. Victor Jara, Inti Illimani akla ilk gelen isimler... "Gracias a la Vida" bugune kadar bir çok sanatçı tarafından söylendi; Mercedes Sosa , Joan Baez , Maria Farandouri ve Yasmin Levy ilk aklıma gelenler; Soledad Bravo, Alberto Cortez... bu parçanın ispanyolca sözlerini ve türkçe çevirilerini bulabilirsiniz nette, ama ben yine de bi türkçesini yazmak istedim; bu modamod bir çeviri değildir, izniniz...

sagapo

sagapo, (I love you,) (Seni seviyorum, ) sagapo giati eisai oraia, (I love you because you are nice,) (Seni seviyorum çünkü güzelsin,) sagapo giati eisai oraia, (I love you because you are nice,) (Seni seviyorum çünkü güzelsin,) sagapo giati eisai esy... (I love you because you are you.) (Seni seviyorum çünkü sen sensin.) ki agapo, (I love) (Seviyorum) agapo kai olo to kosmo, (I love the whole world as well) (Bütün dünyayı seviyorum) agapo kai olo to kosmo, (I love the whole world as well) (Bütün dünyayı seviyorum) giati zeis kai esy mazi... (because you also live with it.) (Çünkü içinde yaşıyorsun.)

Muharrir

merhaba e(y)-okuyucu! bugun 5 Şubat; ilk blog yazımı 7 şubat 2006'da yazmışım... beşinci yılımı (doktora ile beraber) doldurdum... İlk günlerde hevesle tabii ki daha çok yazıyordum, sonra iş - güç... Bence zamanı bahane edenler zamanını verimli kullanamayanlardır; elbette dönem dönem "zamansızlık" yaşanabilir ama bunun kronikleşmesi plansızlıktan-programsızlıktan... Yazmadığım süre zarfında ne değişti derseniz çoook şey değişti derim, hayatı bıraktığınız yerde bulamıyorsunuz bir an sonra bile; bir olta attığınızda bile... “Küçüktüm, küçücüktüm, Oltayı attım denize; Bir üşüşüverdi balıklar, Denizi gördüm. Orhan Veli “ Bu çocuk bundan sonra aynı olabilir mi oltayı atmadan önceki haliyle? Yazmasam eksikliğini hissediyorum (belki az konuştuğum içindir, bilmiyorum) ama az yazabiliyorum... Muharrirlikten ekmek kazanmıyoruz ne de olsa. Ben burada "tahrir" (kelime anlamı yazı, kompozisyon, deftere geçirme, kayıt) ederken milyonlar Tahri...

yeni, yine, devamen...

selam ey fani okuyucu! senlerr sonra eve internet baglatarak is-disi internet kullnaimina tekrar kavusmus olup blog gunluklerime devam edebilecegim ... Tabii ki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı 'nı musaade ettigi surece... yazismak uzere !

hosgeldin - 2

hoşgeldin bebek, hoşgeldin... ne iyi ettinde geldin... ay parçası, nur yüzlü, yanak güzeli... hoşgeldin, 19 temmuz 2009, 12:45 not: yogun istek uzerine yeni bir fotograf eklendi